DEPREM NEDİR? DEPREME NASIL HAZIRLIK YAPILIR?

Deprem

Deprem Tanımı

Yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına Deprem denir. Büyük depremler olduktan sonra, bir süre devam eden küçük depremlere artçı depremler denir. Bazen büyük depremler olmadan önce küçük sarsıntılar olur. Bu küçük sarsıntılara da öncü depremler adı verilir.


Deprem Çeşitleri

Depremler dört ana gurupta incelenirler:

Derinliklerine göre deprem çeşitleri

Depremde enerjinin boşaldığı yer içindeki noktanın yeryüzüne olan en kısa uzaklığına depremin odak derinliği denir.



Depremler odak derinliklerine göre üçe ayrılır:

  • Sığ depremler: Derinliği 0-70 km ye kadar olan depremler,
  • Orta derinlikte depremler: Derinliği 71-300 km arasında olan depremler,
  • Derin depremler: Derinliği 301-700 km arasında olan depremlerdir.

Uzaklıklarına göre deprem çeşitleri

Deprem merkezinden istasyona olan uzaklıklarına göre depremler dört başlık altında toplanırlar:

  • Yerel depremler: 100 km’den daha az olan depremler,
  • Yakın depremler: 100 km ile 1.000 km arasında olan depremler,
  • Bölgesel depremler: 1.000 km ile 5.000 km arasında olan depremler,
  • Uzak depremler: 5.000 km’den daha çok olan depremlerdir.

Büyüklüklerine göre deprem çeşitleri

Depremler büyüklerine (M) göre altı gurup altında toplanır:

  • Çok büyük depremler : M≥8.0
  • Büyük depremler : 7.0≤M<8.0
  • Orta büyüklükte depremler : 5.0≤M<7.0
  • Küçük depremler : 3.0≤M<5.0
  • Mikro depremler : 1.0≤M<3.0
  • Ultra-mikro depremler : M<1.0

Kökenlerine göre deprem çeşitleri

Depremler kökenlerine göre(oluşum mekanizmalarına) göre beş sınıf altında toplanır:

  • Tektonik kökenli depremler
  • Volkanik kökenli depremler
  • Çöküntü depremleri
  • Doğal olmayan (nükleer patlamalar) depremler

Dünya Deprem Bölgeleri

Dünyada genel olarak sık ve şiddetli deprem olan yerler Deprem (sismik) Bölgeleri kabul edilmektedir. Bu bölgeler; Pasifik çevresi ve Alp-Himalaya deprem kuşaklarıdır (Şekil 1.1).

Yer Yapısı ve Depremin Meydana Gelişi

Dünyanın içyapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin destekledigi bir yeryüzü modeli bulunmaktadır(Şekil 1.2). Bu modele göre yer kürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığında oluşmuş bir taş küre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taş kürede yer alır. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2900 km olan kuşağa manto adı verilir. Mantonun altındaki çekirdeğin “Nikel-Demir” karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Yerin yüzeyinden derine inildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan hareketle, çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Taş kürenin altında astenosfer denilen yumuşak üst manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımlarının etkisiyle taş kabuk parçalanmakta ve birçok levhalara bölünmektedir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levha vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, astenosfer üstünde sal gibi yüzmekte olup birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedir. İşte yer kabuğu oluşturan levhaların birbirlerine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üzerine çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km derinliklere kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk şeklinde meydana gelmektedir.

Deprem – Yeryüzü modeli

Faylanma Teorisi

Deprem, yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık, elastik dalga hareketidir. Bu yer değiştirme miktarı, depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde görülmektedir.

İki yönden sıkıştırılan kaya. 

İki yönden sıkıştırılan kaya

Bu kuvvet altında kayanın zamanla şekil değiştirmesi. 

Uygulanan kuvvet sebebiyle kayanın şekil değiştirmesi

Kaya aniden kırılarak fay oluşur ve ortaya çıkan enerji deprem dalgaları halinde yayılır. Bu hareket yeryüzünde insanlar tarafından hissedilir.

Kayanın kırılmasıyla fay oluşumu ve depremin meydana gelişi

Fay Çeşitleri

Normal faylanma, genelde yer kabuğunda yatay çekme sonucu oluşur. Ters faylanma, yatay basınç kuvveti sonucu oluşur. Yatay sıkıştırmalı faylanma da bloklar birbirlerine nazaran yatay hareket yapar. Yatay faylanma hareketinin sağ veya sol atımlı olduğu ise faya üstten bakılarak anlaşılabilir. Üstten bakıldığında, relatif yer değiştirme sağa doğru ise sağ atımlı, sola doğru ise sol atımlı olarak tanımlanır.

Deprem – Fay çeşitleri

Türkiye Sismik Haritasının İncelenmesi

En son verilere göre hazırlanmış bulunan Türkiye Sismotektonik Kaynak Bölgeleri Haritası’na dayalı olarak Türkiye deprem bölgeleri haritası, istatistiksel yöntemlere ve ihtimal hesapları prensiplerine göre hazırlanmış ve afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesine imkân tanıyacak bir formatta sunulmuştur. Tablo 1.1’de Türkiye deprem bölgelerinde yaşayan nüfus miktarları verilmiştir. Harita hazırlanırken şu hususlar göz önünde bulundurulmuştur:

  • Deprem kaynak bölgesi (zonu) sınırlarının belirlenmesi,
  • Tanımlanan her bir kaynak bölgesi için, geçmişteki deprem verilerinin istatiksel olarak değerlendirilmesi ve doğurabilecekleri en büyük deprem mağnitütlerinin belirlenmesi,
  • Her bir kaynak zonu için azalım ilişkilerinin belirlenmesi,
  • Yer hareketi parametresi olarak seçilen ivmeye ait, belirlenen bir zaman için geçerli maksimum birikimli ihtimal dağılım fonksiyonunun hesaplanması.

Tablo 1. 1. Türkiye deprem bölgelerinde yaşayan nüfus miktarları

Türkiye deprem bölgeleri haritası (yeni)

Deprem Şiddeti ve Mağnitüd

Deprem Şiddeti

Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti; onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Şiddet depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekle birlikte, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan Şiddet Cetvellerine göre canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getirebileceği etkileri belirlemektedir. Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler şiddet cetvelinde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin, depremin neden olduğu etkiler, şiddet cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII şiddetinde deprem olarak tariflenir. Deprem şiddet cetvelinde şiddetler Romen rakamıyla gösterilmektedir. 

Bugün kullanılan başlıca şiddet cetvelleri; değiştirilmiş Mercalli Cetveli (MM) ve Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK) şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre, şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmez ve insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilir. VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma heyalan gibi bulgulara dayanarak değerlendirilmektedir.

Magnitüd (Büyüklük)

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doğruda doğruya ölçülme olanağı olmadığından, Amerika Birleşik Devletleri’nde Prof. C. Richter tarafından 1930 yılında bulunan bu yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan Magnitüd tanımlanmıştır. Prof. Richter, episatrdan 100 km uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0,8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron = 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliginin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin Magnitüdü olarak tanımlamıştır. Bugüne dek olan depremler istatistik olarak incelendiğinde kaydedilen en büyük magnitüd degerinin 8.9 olduğu görülmektedir (31 Ocak 1906 Kolombiya-Ekvator ve 2 mart 1933 Sanriku-Japonya depremleri).



Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd değerleri olmak üzere iki guruba ayrılır.

Aletsel magnitüd, yukarıda da belirtildiği üzere, standart bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod değeri ve alet kalibrasyon fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplamalar sonucunda elde edilir. Aletsel magnitüd değeri, gerek hacim dalgaları ve gerekse yüzey dalgalarından hesaplanılır. Genel olarak, hacim dalgalarından hesaplanan magnitüdler (m) ile, yüzey dalgalarından hesaplanan magnitüdler ise (M) ile gösterilmektedir. Her iki magnitüd değerini birbirine dönüştürecek bazı bağıntılar mevcuttur.

Gözlemsel magnitüd değeri ise gözlemsel inceleme sonucu elde edilen episantr şiddetinden hesaplanır. Ancak bu tür hesaplamalarda, magnitüd-şiddet bağıntısının incelenen bölgeden bölgeye değiştiği de göz önünde tutulmalıdır. Gözlemevleri tarafından bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi hakkında fikir vermez. Çünkü deprem, sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken derin olanı daha az hasar yapacağından arada bir fark olacaktır. Yine de Richter ölçeği (mağnitüd) depremlerin özelliklerini saptamakta çok önemli bir unsur olmaktadır.

Meydana Gelmiş Depremler ve Sonuçları

Bu bölümde geçmişte hasar meydana getirmiş depremlerle deprem bölgeleri haritası arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre hasar yapan depremlerin büyük çoğunluğunun I. ve II. derece deprem bölgesinde yer aldığı ve deprem bölgeleri haritası ile hasar yapan depremlerin birbirleriyle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. 

DEPREME KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER

Depreme Karşı Dikkat Edilecek Hususlar

 Depreme karşı alınması gereken önlemler maddeler halinde kısaca şöyledir:

Binanın imar planı ve deprem yönetmeliğine uygunluğu

  • Oturduğunuz binanın depreme karşı güvenliği için olması gereken önlemleri kontrol ediniz( İmar Planı ve Deprem Yönetmeliği’ne uygunluğu).

Toplanma noktasının belirlenmesi

  • Deprem sonrası ailenizin bireylerinin toplanacağı bir buluşma noktası ve buluşma planı hazırlayınız.

Değerli evrak ve belgelerin saklanması

  • Size ve ailenize ilişkin bilgileri içeren bir belge doldurarak uygun yere saklayınız ( Senetler, vasiyet, vergi kayıtları, nüfus kayıtları ve önem arzeden diğer belgeler ve saklama yeri olarak buzdolabı, kasa gibi benzeri yerler.).

Güvenli Yerlerin Belirlenmesi

  • Evinizin içinde güvenliği sağlayacak güvenlik plânı yapınız. (Güvenli yerleri belirleyiniz, duvar köşesi, banyo, çekyat ya da kanepe yanı, elektrik, su, gaz vanalarının kapatılması gibi… )

Eşyaların Sabitlenmesi

  • Eşyaları ve içindekileri güvenceye alınız.
  • Ağır eşyaları ve su tankını sabitleyiniz.
  • Eşyaları raf üstüne sabitleyiniz.
  • Ayna ve tabloları sabitleyiniz.
  • Asılı duran eşyaları sabitleyiniz.
  • Mutfak dolaplarını sabitleyiniz.

Erzak depolanması ve ilk yardım çantası

  • Deprem sonrasında yardım ekipleri size ulaşana kadar yetecek miktarda erzak depolayınız.
  • İlk yardım çantası hazırlayınız ( Oksijenli su, antibiyotikli merhem, sargı bezi, ağrı kesici, vitamin, düzenli kullandığınız reçeteli ilaç, ilkyardım kitabı, termometre, sabun, hijyenik kadın bağı, elfeneri… ).

Depreme Karşı Bireysel Olarak Alınması Gereken Hususlar

Güvenli Yere Saklanma

  • Deprem sırasında güvenli bir yere saklanınız. Sakin olunuz, koşmayınız daha önce belirlediğiniz sağlam, sert bir nesnenin altına giriniz ya da yanına uzanınız. Yer sarsıntısı duruncaya kadar saklandığınız yerden çıkmayınız (en az 60 sn ).

Binadan Çıkılmaması

  • Bir binada, eğer çıkışa uzaksanız binadan çıkmaya çalışmayınız.

Kırılacak Eşyalardan Uzak Durulması

  • Kitaplık, cam eşyalar, ocak, pencere gibi düşüp kırılınca sizi yaralayabilecek eşyalardan uzak durunuz. Ayrıca pencerelerden de uzak durun çünkü pencereler deprem sırasında içeri doğru patlayabilir.

Deprem anında duruş şekli

  • Evde güvenli bir yere saklanamıyorsanız, pencerelerden uzakta arkanızı pencereye dönerek diz çökün ve dirseklerinizle yüzünüzü koruyup ellerinizi boynunuzun arkasında birleştiriniz. Ayrıca yüzünüzü korumak için yastık, battaniye, elbise ya da buna benzer herhangi bir şeyi kullanınız.

Balkona Çıkılmaması

  • Balkona çıkmayınız.

Asansörlerin Kullanılmaması

  • Asansörleri kesinlikle kullanmayınız.

Tehlikeli Yerlerden Uzak Durulması

  • Eğer sokaktaysanız elektrik direklerinden uzak durunuz. Bina ve duvar diplerinde ve uçurum kenarlarında durmayınız.
  • Dik kayalıkların yanına sokulmayınız.
  • Eğer taşıt kullanıyorsanız otoyol bariyerlerinden, köprülerden, kavşaklardan, enerji nakil hatlarından, alt geçitlerden ve yüksek katlı binalardan uzak durunuz ve aracın içinde güvenli bir yerde bekleyiniz. 

Bina-Deprem İlişkileri

Yumuşak veya Tehlikeli Kat

  • Restoran, toplantı salonu, mağaza vb. nedenlerle giriş katında dolgu duvarı kaldırılmış binalarda yıkılmalara genellikle giriş katlarında rastlanır. Böyle zayıflatılmış binalardaki hasara yumuşak kat ya da tehlikeli kat hasarı adı verilir.

Komşu İki Bina Arasında Boşluk Bırakılması

  • Birbirine komşu iki bina arasında yeterli boşluk bırakılmazsa, deprem titreşimleri sırasında iki bina birbirine çarparak beklenmedik hasar oluşabilir.

Burulmas Hasarının Ölçülmesi

  • Yatay düzlemde L, T, U ve kare tipi bir mimari plân gerektiren binalarda burulma hasarını önlemek için, bina gerektiği sayıda dikdörtgen plânlı parçalara ayrılmalıdır.
  • Plânda kolon ve perdeler dengeli ve burulmayı oluşturmayacak biçimde düzenlenmelidir.

Temellerin Aynı Seviyede Olması

  • Eğimli arazide olsa bile temeller aynı seviyede inşa edilmelidir.

Binaların Derzlerle Birbirinden Ayrılması

  • Binalarda düşey doğrultuda düzensiz yapılardan kaçınılmalı ve binalar derzlerle birbirinden ayrılmalıdır.

Binaların kolon-kiriş-statik-çatı yapısı

  • Binalarda kolonlar, kirişlerden her zaman güçlü olmalıdır. Kısa kolonların oluşmasına meydan verilmemeli veya kısa kolonlar enine donatı ile usulünce sarılmalı veya duvar ile kolon arasında boşluk bırakılmalıdır. Ağır çatıdan kaçınılmalı; toprak dolgu çatıya müsade edilmemelidir.

Kolon – Kirişlerde Etriye Sıklaştırmasına Dikkat Edilmesi

  • Kolon-kiriş uç bölgelerinde çok sık etriye kullanılmalıdır. Ayrıca, kolon ve kirişlerin sarılması bölgesi denen kısımlarında, etriyeler Türkiye Deprem Yönetmeliğine uygun olarak sık aralıkta yerleştirilmelidir.

Beton ve Demirin Kalitesi

  • Betonarme iskeletli bir binanın depreme dayanıklı olabilmesi için birinci şart; o binayı oluşturan taşıyıcı sistem malzemelerinin, özellikle betonun kaliteli olmasıdır. Ülkemizde mevcut yapıların çok büyük bölümünün taşıyıcı sistemi yerinde üretilen betonarme yapılardır. Zemin etüdünden başlayarak, projelendirme uygulama aşamalarının doğru olduğu varsayılsa bile yapının taşıyıcı sisteminin sağlamlığını beton ve donatı kalitesi belirler. Ancak beton kalitesindeki değişkenlik riski, donatı demirinin kalitesindeki değişkenlik riskinden daha fazladır. Bu değişkenlik, beton üretiminin şantiyelerde, ilkel bir şekilde bilinçsiz ve denetimsiz yapıldığı yerlerde en düşük standart değerine dahi aykırıdır. Bu nedenle deprem hasar riskinin en yüksek olduğu yapılar, değişken ve düşük kaliteli beton kullanılan yapılardır.

Yapıların Depreme Karşı Denetimi

Çıkarılan “Yapı denetimi uygulama usul ve esasları” yönetmeliğine göre, yapı denetim firmaları yapının proje aşamasından başlayarak bitim aşamasına kadar denetleme işlerinden sorumludur.

Denetleme şu şekilde yapılır:

Projesinin Çizilmesi – Onayı

  • Bulunduğu deprem bölgesine göre uygun projeyi çizer ve onaylar. Onaylamış olduğu projeyi ilgili belediyeye sunar. Projenin bütün paftalarını denetleyen belediye ruhsat onayı verir. Denetlenen projeler şunlardır; statik, mimari, elektrik ve tesisat. Şu standart ve yönetmeliklere göre denetleme yapılır: TS 500, Afet Yönetmeliği, TS 498
  • Ruhsatı alınan yapı fiilen uygulamaya geçer.

Kazı sırasında denetleme yapılması

  • Kazı sırasında denetleme: Kazı güvenlik önlemlerinin nasıl yapılacağını anlatır ve yaptırır. Projeye göre nasıl kazı yapılacağını araziye uygulattırır. Kazı hafriyatı bitince kazı makinesı yerinden ayrılmadan proje kotları, hafriyat kotları ile karşılaştırılır, doğruluğu sağlanır. Zemine grobeton veya çakıl serdittirilerek kontrol edilir. 

Temel sırasında denetleme yapılması

  • Temel Sırasında Denetleme: Bina kazısı yapılan bölgeye proje uygun bir şekilde oturtulur (Aplikasyon). Uzman yapı denetçisi ve yardımcı kontrol elemanı temel plânı hakkında kalıpçıya bilgi verir. Kalıp uygulamasına geçilir, yapım işi bitince aynı kişiler kalıbın projeye uygunluğunu kontrol eder.

Demir kontrollerinin yapılması

  • Demir döşeme işine başlanmadan önce demir kontrolü yapılır. Kontrolde; temelde uygulanan demir çeşitlerinden ikişer çubuk örnek alınarak laboratuvarda akma ve çekme deneyleri yapılır. Demir standartlar arasında ise demir döşeme onayı verilir. Değilse kullanılmaya izin verilmez. 

Beton Kontrollerinin Yapılması – Slamp Deneyi – Betonun Döküm Süresi – Basınç Deneyi Yapılması

  • Döşenen demirin kontrolü yapılıp onay verildikten sonra beton dökümüne geçilir (Resim 2. 2). Beton döküm sırasında gelen betona slamp (çökme) deneyi yapılarak beton uygunluğu kontrol edilir. Uygun değilse dökme onayı verilmez. Ayrıca beton mikserinin imâlat tesisinden ayrılması ile şantiyeye geliş süresi arasında 60- 90 dakikadan fazla süre geçmişse beton döktürülmez. Dökülen betondan numune alınıp basınç deneyi yapılır. Deney sonucunda basınç değeri uygunsa onay verilir. Beton dökülürken betona su katılması engellenir. Dökümden sonra beton rötre sıcaklığının nasıl kontrol edileceği hakkında bilgi verilir ve yaptırılır.
  • Temelde yapılan denetimin aynısı diğer bütün katlarda da tekrar edilir.

Duvar Örülmesi – Tesisat – Sıva  ve Diğer İnce İşlerin Kontrolü

  • Isı yalıtım yönetmeliğine ve proje şekline göre duvarlar ördürülür.
  • Duvar örümünden sonra ilgili kişilere gerekli tesisatlar çektirilir ve kontrolü yapılır.
  • Sıva yapımı ve harç karışımları hakkında bilgi verilir ve yapımı kontrol edilerek onaylanır.
  • Diğer yapılacak ince işler denetlenir ve onayı verilir ( Alçı, fayans, boya, parke, kapı ve pencere doğrama, mutfak dolapları ve çevre düzenlemesi gibi)
  • Yapının bütün imalat işleri bitince yapı kullanım izni(İSKÂN) için belediyeden yapıya onay istenir.
  • Yapı denetim firması binadan 15 yıl boyunca sorumludur.  Yapının bütün imalat işleri bitince “Yapı kullanım izni” alınmalı.

Kaynak: Megep



Paylaşmak Güzeldir

Cevap Bırakın